Rıdvan Dilmen'e olay sözler! "Bak kardeş..."
Rıdvan Dilmen'in Türk futboluyla ilgili yaptığı değerlendirmelerle ilgili Öcal Uluç'tan sert bir eleştiri geldi.
FutbolArena - Rıdvan Dilmen'in geçtiğimiz günlerde yaptığı, "TFF başkanlığından anlamam ama Türk futbolunu dizayn etmem için anahtarı verirlerse alırım." şeklindeki açıklamalarına tepki geldi. Türkiye Gazetesi yazarlarından Öcal Uluç, Dilmen'i sert sözlerle eleştirdi ve "Bak Rıdvan kardeş, sana “Türk futbolunun değil anahtarı, herhangi bir kapısının kapı kolu bile verilemez" dedi.
Öcal Uluç'tan Rıdvan Dilmen'e sert eleştiri
Öcal Uluç köşesinde Rıdvan Dilmen ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Bugünlerin “gözde" futbol yorumcusu ve de lütfedip “Futbol Federasyonu Başkanlığına aday olmayacağım, söz veriyorum" diyerek herkesi rahatlatan Rıdvan Dilmen, “Futbolu dizayn etmek için al anahtarı derlerse, alırım. Federasyon Başkanlığında falan gözüm yok. Ama Federasyon Başkanı bana hesap falan sormayacak, 4-5 yıl sonra Türkiye'ye veririm hesabı" diyor.
Bak Rıdvan kardeş, sana “Türk futbolunun değil anahtarı, herhangi bir kapısının kapı kolu bile verilemez"; nedir o, “Arda başta 5 oyuncuya komplo kuruldu, tuzağa düşürüldüler" diye özetlenecek sözlerin, hem de bu sözlere bir de “yüzde 100 medya manipülasyonu" izansızlık ve insafsızlığını da ekleyerek?
Diyelim ki, dediklerin doğru ve “tuzak kuruldu ve medya manipülasyon yaptı"; peki, “İspanyol basını da mı tuzak kurdu, Barcelona'nın yeni hocası da mı tuzak kurdu?.."
İspanya'da “bitmek tükenmek bilmeyen hafta sonu İstanbul yolculuklarının, Barcelona takımının antrenmanlarından bile daha çok ve önde olduğu" esprisi boşuna mı yapıldı; o da mı tuzaktı?..
Ya magazin basınında, “spor basını kadar" haber olması da, tuzağın bir parçası mı idi?..
“Bilal Abiye vurması", dahası “kendisini Arda yapan" Fatih Terim gibi bir hocaya, etrafına toplanan ve onu havuza iten “malûm" futbolcu arkadaşlarıyla isyan bayrağını açması da mı, “medyanın manipülasyonu, tuzağı" idi?..
Neymiş, “Çocuk gençmiş", evet “14 yıl sarı-kırmızılı forma ile futbol oynayan, Galatasaray'a ve Milli Takıma kaptanlık yapan, Atletico Madrid'de, Barcelona'da oynayan 30 yaşında bir “çocuk!!!"
Diyor ki, Dilmen; “Bu çocuk, hata yapabilirmiş, gençken kendisi de yapmış!.."
Hııımmm, işte, tam da “zurnanın ‘zırt' dediği yer" burası!..
“Anahtar isteyen" Rıdvan, aslında “Arda'yı, Burak'ı, Caner'i savunmuyor", hâlâ “bilinçaltında kazılı kalan kendi gençliğini, o süreçte yaptığı hataları savunuyor!.."
Şimdi söyleyin sevgili okurlarım; “böyle" bir zihniyete değil anahtar, “kapı kolu" bile emanet edilebilir" mi?..
O, iyi bilmeli ki, Türk Milli Takımı “futbolcuya dayalı bir sistemle yönetilemez", yönetilmemeli!..
Ardaların, Burakların, Canerlerin ve benzerlerinin de artık “milli takımda işleri" yoktur, olmamalı!..
İşte “geçen sezonun Galatasaray'ı ile bu sezonun Galatasaray'ı arasındaki fark"; yakında “bugünün millî takımı ile Lucescu'dan sonra yarının millî takımı arasında da ‘öyle' bir fark olacaktır"; yaşayıp, göreceğiz!..