Spor yazarlarından Aslan yorumu
Başlangıç ve bitiş 11‘i ( Mustafa Sapmaz) Drogba Antalya’da kenara alınacak kadar kötüydü. Dün onun yerine oynayan Umut Bulut da ilk bir saat onu aratacak kadar kötüydü. O dakikada önüne gelen topu sürüp pozisyonunu kaybederken attığı şutun korner olması, kornerin de golle sonuçlanması onun hanesine artı yazmak için epey zorlama olur. Ancak şunu da söylemeli, ilk yarı merkezi Burak sağ kanadı Umut kontrol etmişti. İkinci yarıya bu ikilinin yerini değiştirerek başlaması Mancini doğrusuydu!
1

Başlangıç ve bitiş 11’i ( Mustafa Sapmaz) Golden sonra Burak Yılmaz Rize defansının son adamına yakın oynayarak arkasına atılacak toplardan pozisyon aramayı denedi. Oradan ekmek yemediler ama 72’de kanattan bindirme yapan Yekta’nın Umut’un önüne attığı, Umut’un auta yuvarladığı top Galatasaray’ın en net gol girişşimiydi. En netini ise Sneijder Umut’un pasında 79’da kaçırdı.
2

Bana deplasman demeyin (Okay Karacan) Bazı futbol maçlarının işleyiş hikâyesini yazmak zor. Dün gecenin ilk 45 dakikası için de aynı şeyi söylemek mümkün. Chedjou golü atana kadar geçen süreye hangi süslü cümleleri sokabiliriz ki? Rize’nin 46’da Deniz ile boş kaleye atamadığı golü yazabiliriz sadece. Forvetlerin kaleye şaşı baktığı zamanlarda skor çözümü için bir kahraman’a ihtiyaç duyuluyor. Kazanabilselerdi Chedjou kahraman olacaktı, berabere bitince kaybettirmeyen adam oluverdi.
3

Bana deplasman demeyin (Okay Karacan) Galatasaray, Fenerbahçe ile arasındaki puan farkının 7’ye yükseldiğini unutmuş gibi yarım vites al gülüm ver gülüm oynadıkça sık sık ekrana gelen Mancini sinirden yerinde duramıyordu. Haklıydı çünkü deplasmanlarda böyleydi takımı. Birdenbire bildiği her şeyi unutup, üretemeyen sinen bir takıma dönüşüyordu. Maçın 30’lu dakikalarında yine o bu senenin her deplasman maçında olduğu gibi sıra dışı detay görüntülerinden Mancini kâğıdı görüntüye geldi.
4

Başlangıç ve bitiş 11’i ( Mustafa Sapmaz) İki dakika sonra onun yerine Sabri’yi alıp Veysel’i sol stopere, Chedjou’yu sağ stopere Semih’i sol beke çekmesi gereksiz bir hamleydi ve sonucu penaltı doğurdu. Sonrasındaki hamleler de sonuçsuz kaldı. Galatasaray Veysel-Chedjou-Semih-Telles dörtlüsü ile başlayıp Veysel-Semih-Chedjou defans üçlüsü ile bitirdi maçı. Üstelik solda takımın en iyisi Telles yerine Sabri, sağda Hayroviç kanatlarıyla... Mancini elindeki üç puanı takımı ikinci golü bulamamışken.
5

Bana deplasman demeyin (Okay Karacan) Pek oldu denemez. Olmaya çalışsa da Rize bekleri ile stoperler arada boşluk bırakmadı. Yine de Rize rakibi karşılama kaygısına düştüğünden öne doğru da pek çıkış yapamadılar. Oysa birkaç haftadır evindeki maçlarda isabetli bol, hızlı pas oyunuyla bu maça çıkarken ilgi ve heyecan yaratmışlardı. Galatasaray’da üç puana yetmese de attığı golle Chedjou, ofansif katkısı sınırlı kalsa da Rize hücumlarına verdiği ters kademeler ve müdahalelerle Veysel günün iyi iki
6

Bana deplasman demeyin (Okay Karacan) Uğur Tütüneker, Rizespor’un en ideal 11’indeki Sylvestre’nin yerine Aykut, Kweuke’nin yerine Deniz Kadah’ı tercih ederek bir bakıma sürpriz yaptı. Drogba’nın olmadığı Galatasaray karşısında bir rahatlık mıydı? Yoksa taktik mi? Yadırgadım.
7

Bana deplasman demeyin (Okay Karacan) Mancini bu takıma deplasmanlarda bir çözüm bulmak zorunda. Telles ile Selçuk’u son bölümlerde çıkarıp, Sabri ve hatta son dakikada Hajroviç’i kurtarıcı seçen mantıkla pek kolay değil sanırım.
8

Teori ne kadar doğruysa... (Ali Ece) Mancini, Chelsea sonrası yorgunluğu da hesaba katarak teoride doğru ilk 11 ve stratejiyle başladı. Ancak ilk yarıda dakikalar ilerledikçe stratejisini rakip Rizespor’un zaaflarına göre değiştirdi, akort etti. Galatasaray ilk yarıda 190 isabetli pas yaparken rakibine yaptığı baskıyla Rize’nin isabetli pas sayısını 45 dakikada 80 kadar düşük (dakika başına 2 pastan az) seviyede tuttu.
9

Teori ne kadar doğruysa... (Ali Ece) İlk yarıdaki bu teoride doğru olup pratikte yeteri kadar verimli olunamamasının sebepleri şunlardı: 1- Galatasaray "doğru tempo"yu bulamadı. Temposu çok ani iniş çıkışlar, dalgalanmalarla doluydu 2- Rize, Melo’ya beklenmedik şekilde topu alır almaz yoğun kademeli baskı yaptı 3- İleri 3’lüde Burak-Sneijder-Umut 3’lüsü en başta rakibin zaaflarından faydalanacak şekilde pozisyon almadılar, topla buluşmadılar.
10

Teori ne kadar doğruysa... (Ali Ece) İşin aslı 2. yarıda da Galatasaray "doğru tempo"yuıskalayınca60’a kadar net pozisyon bulamadı. 2. Yarıda 60’tan önceki nete en yakın pozisyonda 48. dakikada Burak, göğüs kontrolünden sonra röveşata zorlamak yerine daha futbolculuğundaki Mancinivari sade ama bitirici vuruşu yapmadı.
11

Teori ne kadar doğruysa... (Ali Ece) 60’ta ise Melo, Chelsea maçının kahramanı Yekta’nın presiyle ayağına geldiği topta olabilecek en sade ama efektif kararı verip uygulayarak derinlemesine tek topla Umut’u kaçırdı. Pozisyon bitiminde kazanılan kornerde ise bir kez daha Chedjou sahneye çıktı. O dakikalarda her iki takımın da açık oyun ya da setten çok duran toptan gol atma şansı daha yüksekti. 1-0’dan sonra ise öncelikle 0-0’a şartlanmış olan Rize açıklar vermeye başladı.
12

Teori ne kadar doğruysa... (Ali Ece) Sonra Galatasaray maç 0-0’ken bulamadığı kadar pozisyonu buldu ama kaçırdıkça kaçırdı. Rize’nin penaltıdan attığı beraberlik golü 90 dakika boyunca attığı 2 isabetli şuttan biriydi. Öyle ya da böyle Galatasaray bir kez daha Avrupa maçı sonrası ilk lig maçında gol yedi. Bu kez fazla gol kaçırınca puanları da kaybetti.
13

Metro kapısı (Uğur Meleke) Tek bir pasın erken veya geç verilmesi, tek bir çalım ya da tek bir saniye gecikme bütün bir maçın öyküsünü değiştirebilir. Bir antrenör sahaya doğru 11’i doğru dizilişle çıkarabilir, doğru taktikleri verebilir. Ama her şey dizilişten, 11’den ibaret değildir. Tek bir gol (ve 3 puan) için bazen tek bir saniye yeter. Mesele o saniyenin hangi alanda, hangi oyuncuya karşı, hangi sebeple yakalanacağını bulabilmektir.
14

Metro kapısı (Uğur Meleke) Dün Rize’deki müsabakada 32’nci dakika oynanıyordu ki Mancini’nin meşhur beyaz kağıtlarından biri daha kameralara takıldı: Kağıttan okuyabildiğimize göre Umut’un sola, Burak’ın sağa, sahte dokuz Sneijder’ın da biraz daha ileriye kaymaları isteniyordu.
15

Metro kapısı (Uğur Meleke) Bu kağıtları bu sezon sanırım üçüncü görüşümüz... Mancini, maçtan maça formasyon değişiklikleriyle yetinmiyor, müsabaka içinde de çareyi diziliş değişikliğinde aramaya devam ediyor. Tabii ki diziliş değişikliği, kilidi açabilecek faktörlerden biri. Ama futbolda işler kötü gittiğinde senaryoyu değiştirecek yegâne yol bu değil. Bazen 11 doğrudur (Ki dün doğru gözüküyordu). Diziliş de doğrudur (Ki dün o da doğru gözüküyordu). Ama kazanmaya bazen bu yetmez.
16

Metro kapısı (Uğur Meleke) Tamam, Galatasaray üç cephede devam ediyor. Ama üç cephede devam eden bu on bir, bu diziliş sezon başında kurulmuştu; üstüne Galatasaray iki iyi bek buldu; seçenekler arttı. Sanırım artık mesele, Mancini’nin metro kapılarını açacak hamleleri yapmasında. Ki 90’larda harika oynayan, 2000’lerde harika kulüpler çalıştıran, üstüne de futbolun tezini yazan bir adam, muhakkak ki o kapıları açmayı hepimizden iyi biliyordur.
17

Başlangıç ve bitiş 11’i ( Mustafa Sapmaz) Deplasmanda Galatasaray cephesinde değişen bir şey yok. Oyununu rakibine kabul ettiremedikleri ilk devre oynadılar. Kendi yarı sahasında bekkleyerek başlayan Rize’ye karşı tehdit oluşturmaktan uzak, devrenin bitimine beş dakika kala faullerle pozisyon bulma niyetindeydiler.
18

Başlangıç ve bitiş 11’i ( Mustafa Sapmaz) Aslında 18’inci dakikada Burak Yılmaz’ın merkezden ceza sahasına girdiği pozisyon ne yapmaları gerektiğini göstermişti. Galatasaray top çıkarırken Aykut-Kıvanç-Kağan üçlüsü ile merkezdeki Selçuk ve Melo’ya baskı yapan Rize orta sahasına Selçuk’un yalancı koşusu ile orta alanı boşalttılar, o boşluğa gelen Sneijder’e pas yapıp onun ara pası ile pozisyon buldular. Fakat bu tek bir denemede kaldı.
19

Başlangıç ve bitiş 11’i ( Mustafa Sapmaz) Taffarel ve Mancini oynunun durduğu bir anda kenara gelip Telles’e verdikleri talimat sonrası Brezilyalı sol öne çıkarak Sneijder merkeze yerleşti Galatasaray atak başlangıçlarında. Ancak Semih (ve orta saha oyuncuları) topu çıkartırken Telles’i yeteri kadar besleyemedi.