Club Brugge - Beşiktaş maçı sonrası yazar görüşleri!

 

1 Beşiktaş bu turu geçer (Güntekin Onay)
Beşiktaş bu turu geçer (Güntekin Onay)
BEŞİKTAŞ dün Club Brugge deplasmanında çeyrek finale doğru dev bir adım attı. Bir Avrupa maçında deplasmanda ne kadar oynanabilinir ise maksimum akılcılıkta oynadı. İlk 45 dakika emniyetli ve rakibe alan vermeyen saha parselizasyonunda herşey planlandığı gibi gitti.

FAZLA risk almayan Brugge de hiç pozisyon üretemedi. İkinci yarının başında Gökhan Töre’nin attığı gol gerçek bir süperstar işi. Bize büyük avantaj getiren bu harika golün ardından Belçika temsilcisi büyük panik yaşadı ve hemen ardından birkaç etkili atak daha yaptık.

BRUGGE’E beraberliği getiren golde ise savunma hattımızın kaleye çok yakın kurulmasının cezasını çektik. Ersan Gülüm ve Necip Uysal ceza alanı ön çizgisine kadar çıkmış olsalar bu golü yemezdik.
GOLLE birlikte moral ve güven bulan Brugge ise ilk kez hücumda etkili olmaya başladı ve üzerimizde baskı kurdu. Duran toplar ile de tehlikeler yarattı. Sadece sonucun önemli olduğu bir karşılaşmaydı. Bu sezon evinde tek bir yenilgi dahi almamış Brugge karşısında rövanş için alınan bu skor her şeye rağmen bizim için avantaj.

ÇİFT SANTRFOR BOCALATTI

HÜCUMDA pasif bir maç çıkarttık, özellikle 1-1’den sonra savunmada kötü işler yaptık. Oulare’nin girişi ve çift pivot santrfor dengemizi bozdu. Bocaladık. Devamında da Serdar’ın sebep olduğu penaltıdan sonra geriye düşsek Gökhan’la bulduğumuz golün değeri gerçekten çok büyük. İstanbul’da, Olimpiyat Stadı’nda 70 bin kişi önünde bambaşka bir Beşiktaş izleyeceğiz. Kimse Endişe etmesin. Bu tur bizim.
(Vatan)
2 Kurtar bizi ’Baba’ (Şansal Büyüka)
Kurtar bizi ’Baba’ (Şansal Büyüka)
Beşiktaş, Ada sahillerinde Arsenal’e sahayı dar eden, Tottenham’ı grupta geriye bırakan, Liverpool’u kupanın dışına iten mücadelesinin, kalitesinin KDV’si kadar futbol oynayabilse, dün Akşam Brugge’den daha ilk maçta turu alıp gelirdi... Ama bu Beşiktaş, O Beşiktaş değil... Futbol olarak değil, hırs olarak değil,paylaşma, yardımlaşma, dayanışma olarak o Beşiktaş değil...
İnsan ister istemez bir kere "Baba"yı arıyor... Neredesin Baba... Havadan- karadan bir iş yapsan, oyun 1-0 devam ederken, bulduğun iki pozisyondan yararlanabilsen, hiç olmazsa birini gol yapabilsen böyle mi olurdu... Biri yoksa diğeri olacak... Oyunun kuralı bu... Ama Atiba yok, Sosa yok, yerlerine oynayan Oğuzhan, Tolgay bu ikilinin kramponlarının bağı kadar olamadı... Aslında 1-0’dan sonraki panik dakikalarındaortayabir "baba" çıkabilse, hatta saha içi iyi bir patron olsa "ne oluyoruz beyler" deyip, takımı panikten alıp sakinliğe çekebilse, bu kadar baskı yer miydik? Rakibe bu kadar moral verir miydik... Brugge’nin beraberlik golünde Ersan rakibinin önünde... Ersan topa daha yakın... Ama o topaErsan değil, rakibi vurdu... Cenk hangi top eline geldiyse sektirdi... Gerçi stat zemini de, bizim berbat zeminlere rahmet okuttu... Başkası ne der bilemem...
Beşiktaş için bu sezon Avrupa’da oynadığı maçlar arasındaki, çoğu maçı çok iyi oynadı, en etkisiz maçlardan biriydi... O kadar İngilizle, o kadar Ada takımıyla oynadıktan sonra, onlardan daha gerideki bir rakip önünde daha kötü bir sonuç aldık... Beşiktaş’tan beklediğimiz bir oyun değildi, haliyle beklediğimiz bir sonuç da olmadı...
Bu sonuca sevinenler, "1-0 bize yeter" diyenler olabilir... Dilerim bu hesap tutar... Ama genellikle istatistikler pek de yalan söylemiyor... Bu Brugge, 13. Avrupa maçını oynadı, henüz yenilgi görmedi... Bugüne kadar oynadığı deplasman maçlarında, Torino maçı hariç diğerlerinde ikişer üçer gol attı...
Elbette ortada umut veren bir sonuç var... Ama rakibin yapısına bakınca son derece tehlikeli bir sonuç... Dilerim Brugge, deplasmandaki gol alışkanlığına İstanbul’da veda eder... "Beşiktaş nasıl olsa gol atar" diyorum da, artık "Baba" nın da ortaya çıkması gerekiyor... Son dönemlerde fazlaca kayboldu... Ortaya çıkması, kendini hatırlatması gerekiyor... Baba için iyi bir fırsat... Haydi Baba, çık ortaya, göster kendini...
(Milliyet)
3 Harika sonuç (Serhat Ulueren)
Harika sonuç (Serhat Ulueren)
DÜNKÜ oyunu gördükten sonra 2-1’lik mağlubiyet bana göre harika bir sonuç. Beşiktaş geçtiğimiz aralık ayındaki gibi oynasa rahat kazanırdı. Aslında görünen köy kılavuz istemez. Beşiktaş zaten haftalardır kötü oynuyordu, Sivas’ta şansa kazandılar ve dün yine kötü oynayıp bana göre çok iyi bir sonuç aldılar. Haftaya full çekecek olan Olimpiyat Stadı’nda Beşiktaş en kötü 1-0’ı bulur ve turu geçer. Herkes rahat olsun, stres yapmasın ve bu kötü oynayan Beşiktaş öyle ya da böyle turu geçer. Ama bu futbolla F.Bahçe karşısında puan alamaz.

BEŞİKTAŞ’IN en etkili silahı tartışmasız Gökhan Töre. Herkes onun ayağına, gözüne bakıyor. Demba Ba zaten haftalardır kötü ve dün de hiçbir varlık gösteremedi. Tolgay fizik olarak hâlâ hazır değil ve asla bir Sosa etmez.

DÜN net gözüktü ki, Beşiktaş’ın kalesi sallantıda. Tolga da Cenk de güven vermiyor. Rakip biraz dikkatli olsa veya Ersan son dakikada kaleye yönelmese maç 3-1 olacak ve işin içinden çıkmak daha zor olacaktı.

BEŞİKTAŞ’TA kimi beğendin diye soracak olursanız; sadece Gökhan Töre, biraz da Opare ve Ersan diyebilirim.

APTALCA PENALTI

Olcay, Oğuzhan, Demba Ba kötünün kötüsüydü. Serdar Kurtuluş için "düzeldi, iyi oynamaya başladı" derken son derece gereksiz bir penaltı yaptırdı. Bir penaltı ancak bu kadar aptalca yaptırılabilir. Sonuç olarak Beşiktaş’a güveniyorum ve turu geçmelerine kesin gözüyle bakıyorum.

Dürüst yönetti

BELÇİKA seyircisi inanılmaz ateşliydi ve hakem üzerinde ciddi baskı kurdu. İskoç hakem buna rağmen aleyhimize verdiği penaltı dahil ortadan maç yönetti, eyyam yapmadı. Sadece Tom de Sutter’e, Ersan’a 16. dakikada yaptığı sert faul sonrası kırmızıyı çıkarabilirdi. Yine de dürüst maç yönetti Iskoç hakem.
(Vatan)
4 Önce baskın, sonra şaşkın! (Attila Gökçe)
Önce baskın, sonra şaşkın! (Attila Gökçe)
Baskın, akıllı ve kontrollü bir kırkbeş dakikanın ardından gevşek, dağınık, kontrolsuz başka bir kırkbeş dakikaya tanık olduk. Beşiktaş, kendi doğruları ile Brugge’ü sahadan sildi... Sonra da kendi yanlışlarıyla rakibini başına bela etti.

Oyunun gerçeğinden sapmayalım... Ne hakem kararlarına sığınalım, ne de Beşiktaş’ın talihini kantara vuralım... Avrupa Kupaları’nda ayakta kalan son temsilcimiz dün oynadığı oyunla bir yandan kendi büyüklüğünü gösterirken bir yandan da zaaflarıyla, yanlışlarıyla yüzleşti.
Doğrulardan başlayalım... Savunma, Veli ve Tolgay, Brugge ataklarını pozisyona dönüşmeden, yürek hoplatmadan önlerken, Gökhan Töre ev sahibi için tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösteren adamdı. Topla en çok buluşan O’ydu. Sağ kanatta, ortada, solda sürekli adam eksilterek ceza alanına girme çabası gösterdi.
Bu tablonun eksikleri vardı. Oğuzhan ve Olcay Gökhan’a beklenen düzeyde yardımcı olamadılar. Brugge savunmasının dengesini bozacak bir sürpriz yapamadılar. Demba Ba ise kendisine atılan topların çoğu zaman farkında bile değildi. İlk yarıyı şutsuz kapadı. İkinci yarıda iki kez gol pozisyonuna girdi. İsteksiz, etkisiz, şaşkın haliyle hem Brugge’ü meşgul etti, hem de kendi arkadaşlarını...
Beşiktaş’ta ikinci yarının hemen başında Oğuzhan’ın pası ile buluşan Gökhan’ın dört kişiyi eksilterek attığı gol bir anda coşku yarattı. Brugge gibi UEFA’da yenilgi yüz görmeyen takım bir anda şoka uğradı. Ama hakça söyleyelim, bu şok, Brugge’ü uyandırırken, Beşiktaş anlaşılmaz bir rehavet ve dağınıklık içine girdi. Öncelikle oyunu kendi yarı alanlarında kabul etmeleri Brugge’ün ekmeğine yağ sürdü.
Kazandıkları topların çoğunu kaybeden Beşiktaşlı oyuncular, faullü, sert ve kontrolsuz oyunla çözülmeye dağılmaya başladılar. Ersan’a arkadan yaptığı gaddar müdahaleyle kırmızı yerine sadece sarı kart gören (!!) De Sutter’in attığı beraberlik golünden sonra Bilic’in hamleleri de umut olamadı. Savunmadaki dağılmayı, orta alandaki çözülmeyi gören Bilic’in Kerim’ioyuna sokmadan önce Pedro Franco’yu savunmaya katıp, Necip’i orta alanda Veli’nin yanına göndermesi daha doğru olurdu. Son 7 dakikada Mustafa Pektemek’i Demba Ba ile birlikte görevlendirmesi, gecikmiş ve yanlış bir hücum hamlesiydi. Serdar’ın müdahalesi, evet, bir penaltıyı gerektiriyordu. Cenk, doğru köşeye atladı, tutamadı. Ama asıl sorgulanması gereken Cenk’in iki kez kalesini boşaltıp şaşkın biçimde topun peşine düşmesi, bir de sarı kart görmesiydi. Bu seviyedeki bir maçta hiçbir kalecinin böyle bir şaşkınlığa hakkı olmamalı.
Skor tabelasına bakarsanız, Beşiktaş için İstanbul’da Liverpool maçına göre daha rahat ve daha umutlu bir rövanşa hazır olalım...Karamsar olmayalım ama, ne olur biraz daha dikkat, biraz daha sorumluluk!
(Milliyet)
5 Olacak şey değil! (Ömer Güvenç)
Olacak şey değil! (Ömer Güvenç)
BRUGGE’Ü tanımasam, nasıl takım olduğunu bilmesem ve bana maç öncesi 2-1’e razı mısın deseler, "Eh fena skor değil" derdim. Ama dün akşam Brugge’ü tanıdıktan sonra, nasıl takım olduğunu gördükten sonra diyorum ki; "Bu takıma kaybedilmez arkadaş!" Kaybedilmez çünkü senden iyi takım değil. Kaybedilmez çünkü kadrosunda senden iyi oyuncular yok. Kaybedilmez çünkü en az onlar kadar Avrupa tecrüben var. Ama olacak şey değil, yenildiler!
BU maçı izleyemedik diyenler varsa hiç üzülmesin, alsınlar Sivas-Beşiktaş maçının kasetini, izlesinler. Gerçi o maçta Beşiktaş kazandı ama futbol aynı futboldu. Nasıl Sivas’ta 45 dakika rakibine mahkum oynadıysa, dün de 2. yarı Brugge’e mahkum oynadı. Görüntüler hep aynı. Defans uzaklaştırıyor, ne orta sahada ne de ileride topu tutup birkaç dakika oyalayacak tek futbolcu yok. Top duvara çarpmış gibi geri dönüyor.

ŞİMDİDEN nasıl olduklarını söylemiyorum ama Oğuzhan’a, Tolgay’a, Olcay’a, ve özellikle de Demba Ba’ya soruyorum; nasıl oynadınız arkadaşlar, kendinizi beğendiniz mi! "Beğendik" diyorsanız benim söyleyecek lafım yok.

TUR ATLAR AMA...

BAŞKAN Fikret Orman hafta içinde "Damba Ba’nın performansından memnun değilim" demişti. Başkan sonuna kadar haklı. Adeta santrforsuz oynadı Beşiktaş. Hele bir pozisyon yakaladı ki, başını kaldırıp topu Olcay’a atsa Beşiktaş 2-0 öne geçecek. Onu da yapmadı veya yapamadı!
ASLINDA bu skora üzülmemek gerekiyor. Ama özellikle 2. yarıda öyle kötü oynayıp kendinden çok kötü bir takıma yenildin ki kahretmemek elde değil.

BEŞİKTAŞ bu takımı İstanbul’da 60 bin seyircisinin önünde dize getirir ve tur atlar. Ha atlayamazsa mı? O zaman "Okyanusu geçti, çayda boğuldu" derim. Ve şunu da derim: "Ayıp arkadaşlar. Bu takımı eleyemezseniz ayıp."

ATATÜRK Olimpiyat Stadı’nın zeminin beğenmiyorduk. Atatürk Olimpiyat Stadı, dünkü sahanın yanında vallahi golf sahası gibi. Beşiktaş’ın kötü futbolunda zeminin çok etkisi vardı.
(Vatan)
6

Futbolarena anasayfasından devam...