Beşiktaş 0 - 1 Fenerbahçe Yazar Yorumları

Yazarların Ziraat Türkiye Kupası Çeyrek Final turu mücadelesinde karşı karşıya gelen Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi yorumları.  

1 Mehmet Demirkol’un Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Fanatik)
Mehmet Demirkol’un Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Fanatik)
Oynatmak istemediler

Sarı-Lacivertliler, tek bir planla sahaya çıktı ve neredeyse oyunun oynanmasını istemedi. Tosiç’in atılmasıyla birlikte başka bir sonuç ortaya çıktı, Beşiktaş’ın Talisca değişikliği ise golün yenilmesinde kilit rol oynadı.

Fenerbahçe’nin büyük maçları rakibi durdurmak üzerine kurduğunu biliyoruz. Sahip oldukları tek plan bu. Dün bu başka bir seviyeye çıktı. Oyun oynanmasın istediler neredeyse. Temel plan, orta sahada sert ve sıkı markajla Beşiktaş’ın Quaresma’ya dönmesini engellemekti. Burada Ali Palabıyık’ın tavrı önemliydi. Maçın başında sarı kartla bu sertliğe karşı durabilirdi. Bunu tercih etmedi. Göstermediği sarı kartlar oyunun durma noktasına gelmesine yol açtı. Neredeyse oyun olmadı. Beşiktaş, Quaresma’ya dönemedi. Alışık oldukları akışkan oyuna giremediler bir türlü. Oyunun kuruluşununda Oğuzhan ve Talisca’yla topu çok ender buluşturabildiler. Oyun sürekli durdu ve üzerine konuşacak ya da analiz yapacak bir şey kalmadı. Burada Oğuzhan ve Talisca’nın oyunlarını sorgulamaları şart. Tabii hakemin de...

Araya kaçıramadılar

Bu tavrı Fenerbahçe’yi yüreklendirdi. A planının da dışındaydılar. Böyle olunca 41. dakikada başka bir sonuç oluştu. Van Persie’nin 3 sarı kartlık dalışına da Ali Palabıyık aynı tavrı gösterince Tosiç kontrolden çıktı.. Ve kez kırmızı kart çıktı. Bir ayar sorunu büyük bir ayarsızlığa yol açtı. Maçın da şekli değişti. Yanlış anlaşılmasın Fenerbahçe 11’e 10 oyunda oyuna hükmedemedi. Sadece Beşiktaş’ın gücü eksildi. Beşiktaş’ın yerleşik oyununda araya adam kaçıramadılar. Kalabalık geldiklerinde savunmayı rakip alana çıkardığında dahi araya giremediler. Beşiktaş’ın oyunu gücü, onları 11’e 10’da da etkisiz kıldı. Bu psikolojik bir durum. Şenol hocanın, Talisca-Mitroviç değişikliğinden sonra bu oyun gücünün etkisiyle yüklenmesi kapılan bir topta Adriano’nun ilk kez Lens’i kaçırmasına yol açınca da van Persie golü buldu.

Daha güçlü oyun lazım

Yani Fenerbahçe A planını 11’e 10’dan sonra değil, Beşiktaş orta sahada 1 kişi eksilince 1 kez uygulayabildi. Sonra da alışık oldukları B planına döndüler. Şenol hoca Talisca’yı savunmayı güçlendirmek için almadı. Talisca işlemediği için aldı. Elinde aynı seviye bir hücumcu olmadığı için de savunmacı alıp Atiba’yı öne atmak tek seçenekti. Dürüst olalım... Şu bir gerçek ki bu oyunun Beşiktaş’a karşı oynanmasına hakem sadece büyük bir rakip varsa müsade eder. Ve diğer bir gerçek de şu ki, Fenerbahçe bu oyunu büyük bir rakip dışında kimseye karşı kolay kolay oynayamaz. Daha güçlü bir oyuna ihtiyaç var. Zaten bunu Advocaat da biliyor.
2 Rıdvan Dilmen’in Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Sabah)
Rıdvan Dilmen’in Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Sabah)
Ali Palabıyık’ın tüm hatalarına girecek olursam bu köşeye sığmaz. İki takım lehine de aleyhine de çok sayıda kararı var.

Fenerbahçeli futbolcular bu maçta bir reaksiyon vermeliydi, Beşiktaş’ın şanssızlığı bu oldu. "Formamız için, kulübümüz için gidelim, ligin liderini yenelim" diye konuşmuştur futbolcular... İlk 15 dakikada iyi başladı Fenerbahçe. 41’inci dakikada kırmızı karta kadar Beşiktaş ağırlık koydu ama sonra dengeler değişti. Sonuçta gergin bir ortam vardı. Uzatmalarla 99 dakika futbol oynanan ortamda hakemin yönetmekten ziyade idare ettiği, topun oyunda az kaldığı bir maç izledik. Fenerbahçe istediğini aldı. Kayseri’deki Fenerbahçe’yi Beşiktaş yakalasa yine 4’lük yapar. Fenerbahçeli oyuncuların dünkü maçı final gibi gördüğü net belliydi. Kartlık fauller, sertlik de dahil olmak üzere... Milyonlarca taraftara, "Biz aslında kötü takım değiliz" mesajı vermek istediler. 11’e 10’da Fenerbahçe’nin hükmettiği bir oyun izledik. Fiziksel ve taktiksel dengelerin değiştiği maçta çok ama çok önemli bir kazanım elde etti. Hem kupada son 7 eşleşmeyi kaybettiğin Beşiktaş’ı elemiş oldun. Hedefsiz maç olsa dahi çok çok önemli bir galibiyetti. Kupa, Fenerbahçe’nin kestirmeden gidebileceği bir hedef, birçok üst düzey rakibi de elendi. Tabii ben oynadıkları futbolu beğenmedim ama skor istedikleri skordu. Ozan’ın gol kaçırmasından çok Advocaat, geriye çabuk dönemedikleri için kızdı mesela.

YÜREKLİ AMA HATA YAPTI!..

Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi her zaman önemlidir. Fakat kimin daha çok ihtiyacı var diye soracak olursak cevabını Fenerbahçe olarak verirdik.

Üç gün sonra kendine geldiği zaman insanlar sorsa, "Kupa da Fenerbahçe’nin elinden gitseydi" diye sorguladığımızda Fenerbahçe daha çok hasar almış olacaktı. Beşiktaşlılar’ın üzülmesi doğaldır ama kaybı daha az. Çok sakin, kendine güvenli bir hakem görüntüsü verdi Ali Palabıyık. Büyük ihtimalle eve giderken, "Bugün iyi maç yönettim" diye düşünmüştür ama televizyonu açtığında aslında öyle olmadığını görecektir. Tüm hatalarına girecek olursam bu köşedeki yer yetmez. İki takım lehine de aleyhine de kararları var. Tosic’in pozisyonunda yardımcı net gördü. Van Persie ile ilgili bir sufle de verdi yan hakem. Biz neyin ne olduğunu devre arasında gördük. Hakem aynı anda durdurabilse, o görüntüye göre Van Persie kırmızı... Dolayısıyla durdurabilse Tosic atılmayacak. Şu hareketlerde bence ikisi de kırmızı olmalı. Sarılık çok pozisyonlar da vardı maçta.

Fenerbahçe’nin attığı gol bence nizami... Ofsayt tartışılabilir olsa da değil. Fenerbahçe’nin attığı ikinci golü de bence vermeliydi. Hakem "Benim düdüğümü bekle" demedi. Madem öyle, Lens’e kart verirsin. Kayseri’deki maçın son golü de benzer şekildeydi. Üstelik gördüğüm kadarıyla düdüğü çaldı. Şener ikinci sarıdan kesin atılmalıydı. Bu maçın kahramanı olacakken kötüsü oldu Palabıyık. Hakimiyeti kuramadı, tak tak kartları başta verse olacaktı. Yürekli yönetti ama hata yaptı. Oyunun akışında yönetti ama durdurduğu pozisyonlarda kararları yanlıştı.

3 Uğur Meleke’nin Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Hürriyet)
Uğur Meleke’nin Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Hürriyet)
Uçan Hollandalı

Tosiç’e uçan tekme ondan... Tosiç kafasıyla itince yere uçan o... Lens’in asistine uçan ve golü yapan da o! 26 kişinin forma giydiği ama tek bir kişinin oynadığı bir maçtı dün geceki...

ARENA’da ilk 45 dakika Talisca’nın oyunuydu doğrusu. Şu anda Beşiktaş tam ona uygun bir futbol oynuyor: Atiba-Oğuzhan oyunu kurguluyor, Cenk stoperlerle kavga ediyor, Talisca stoperlerle ön libero arasındaki boşluğa girip çok iyi bildiği iki şeyi yapıyor: Ya sağ direk dibine orta mesafe plase şut... Ya da 1,90’lık boyunun avantajıyla arkadan yüksek momentumla gelip vurduğu kafalar. Maçtaki ilk 6 şutun 5’ini Talisca attı dün gece. Gol gelmeyince ikinci perde başladı Arena’da.

Tabii ki ikinci perdenin 11’e 10 oynanması esas belirleyici unsur. Fenerbahçe’nin ön tarafı yetenek olarak çok zengin değil ama çok çabuk. Alper seri adımlarla dripling ve ara pas yapıyor, Lens zaten büyük maçlarda muhakkak sahneye çıkıyor. Skoru "Uçan Hollandalı"nın belirlemesiyse futbolun cilvesi. Tosiç’e "uçan" tekme atan Hollandalı. Tosiç kafasıyla itince yere "uçan" Hollandalı. Gole de kayarak uçup yetişen Hollandalı.

ÖNLEYİCİ HAKEMLİK
Tabii ki bu derbiyi, 43’teki kırmızı karttan bağımsız değerlendirmek imkansız. Hakem, zeki olmalı. Bir müsabakanın ilk 5-10 dakikasından o maçın hikayesini tahmin edebilmeli ve tansiyonu belirlemeli. Dün gece Ali Palabıyık önleyici hakemlik yapabilse, ilk çeyrekte iki doğru kart kullansa maç o raddeye gelmeyecekti muhtemelen. Van Persie’nin Tosiç’e yaptığı hareket net kırmızı kart. Karşıdaki yardımcı Serkan Olguncan pozisyonu görüyor, zira son adam Tosiç’in hizasında. Pozisyonu gördüğünü, mikrofonuna konuşmasından da anlıyoruz. Peki Olguncan pozisyonu görüp mikrofona konuştuysa ne söyledi Allah aşkına? Van Persie’nin tekme-tokat girişi nasıl çözülemedi? Şu kulaklık ağına acilen iki video hakemi de katmak gerek. Acilen.

BEŞİKTAŞ’IN 4-4-2 SINAVI
TALISCA’nın ikinci santrafor rolü nedeniyle Beşiktaş net bir 4-4-2 oynuyor 2017’de. Hemen hemen bütün takımların 4-2-3-1 oynadığı bir ligde 4-4-2 dizilmenin de basit bir handikabı var: Orta sahada üçe iki kalmak... Osmanlı’da Musa-N’Diaye eksikti. Alanya sahada yoktu. Konya 4-4-2 oynuyordu. Fenerbahçe maçı zaten 10’a 11 geçti. Yani henüz gerçek bir üçlü orta saha testi yaşamadı Beşiktaş. Karabük karşısında sert bir orta saha sınavı olabilir bence.

MAÇIN YILDIZI: ALPER POTUK
ORTA üçlünün içinde oynadığında daha verimli olduğu gözüktü bir kez daha dün gece.

TRİBÜN

FELAKETİN KIYISINDA DOLAŞIYORUZ

DEFALARCA söyledim, yine söylüyorum: Deplasman yasağı zamansız kalktı. Deplasman yasağına sebep olan problemlerin hangisini çözümlediniz ki yasağı kaldırdınız? Konya’da Süper Kupa finalinde olanlar ortada. Dün gece de gerilim filmi gibiydi, sahaya girenler-çıkanlar… Felaketin kıyısında dolaşıyoruz yine.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

ŞENOL GÜNEŞ: BA, Aboubakar, Ömer hepsi eksik. Lâkin uzaktan fantastik şutlar atabilen, garip bir gol silahı olan Aras’a bir 10 dakika verilemez miydi? Bazen farklı düşünmek lazım sanki.

DİCK ADVOCAAT: ONUN istediği ortam ikinci devrede oluştu, zaten Alper’in- Lens’in çabukluğuyla maç çözüldü. Ancak ben Van Persie’yi çok geç çıkarmasını yadırgadım.
4 Erman Toroğlu’nun Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Sabah)
Erman Toroğlu’nun Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Sabah)
Hakem dediğin kartıyla konuşur

Uzun süre konuşulacak bir derbi oldu... Sonunda lig maçlarına da tesir edeceği kesin. Bir düşünün bu olaylar nereden geliyor? Başkanların verdiği sorumsuz beyanatları hatırlayın. Buna, bu tarz işler yapan tüm başkanlar dahil. Beyanatlar veriliyor, hedefler gösteriliyor. Maçtan önce Fenerbahçe taraftarını getiren otobüsler parçalanmış. Bu gerginliğin sebebi hep o açıklamalar. Sonra maça geliyoruz... Van Persie ile Tosic birbirine dalıyorlar. İkili pozisyonlar var... Yani kazanın altına odun atılmaya başlandı. Fokur fokur kaynıyor ortalık! Ama şunu söylemeliyim. Van Persie’nin Tosic’le girdiği pozisyondan önce atılması lazım. Oğuzhan’la diyaloğa giriyor, tükürerek konuşuyor hafiften. İtişiyor, dalaşıyor.

Sonra dönüyor tribünlere dil çıkarıyor. Araştırın bakalım tribünlere dil çıkarmanın manası nedir Hollanda’da, Almanya’da... Son derece kötü bir anlam taşır o hareket. Araştırıp bakın! Sonra dönüyoruz Tosic atılıyor. Tosic’in yaptığı hareket kesinlikle kabul edilemez. Sen kalk hakeme itirazını yap, kartını iste. Ama adama gidip kafa atarsan, kızarırsın. Ondan önceki pozisyonlarda kart görmesi gereken Persie, o olay öncesi yaptığı hareket nedeniyle de kırmızı kart görmeliydi. Van Persie’nin Tosic’e gelişi, hareketi de kırmızı kart. Eğer Ali Palabıyık, Tosic ile Persie’ye kırmızı kart gösterse o an, maç pırıl pırıl devam edecekti . Adil olacaksan ikisine de göstereceksin! İkisini atsan adaleti sağlarsın. Ama o pozisyonda bir tarafı atarsan terazi bozulur. Ama Ali Palabıyık’ın beğendiğim bir tarafı var. Tek hatada kaldı. Yani yaptığı ilk hatanın etkisinde kalmadı. Maçın özeti şu: Profesyonel Robin Van Persie, amatör Tosic’i oyundan attırdı. Fenerbahçeli oyuncular, bu karttan sonra oyunu çomaklamaktan vazgeçti. Yani rakibi istedikleri kıvama getirdiler. 10 kişi kalan Beşiktaş üstlerine gelemedi, bir poziyon bulup, golü de buldular. Sonra Persie gidip golü atıyor, maçı bitiriyor. Bakınız! Tosic atılıyor... Devre arası oluyor. İki takım oyuncuları soyunma odasına giriyor. Çıkışta herkes sakin. Tribünden seyirci sahaya atlıyor. Bozuk paralar, su bardakları atılıyor. Bu gerginliği tırmandıran kim? Bazı başkanlar...

Onlara sözüm... Yazık değil mi Türk futboluna. Size soruyorum! Hakem nerede hata yaptı? Bir kere hakem sahaya futbolcularla konuşmak için çıkmaz. Kartlarıyla konuşur, kararlarıyla konuşur. Ne oldu maçta? Gerginlikler yaşandı, oyuncular tartıştı. Hakem ne yaptı? Futbolcuların arasına girip konuştu da konuştu... O kadar konuşursan, kartlarını kullanmazsan herkes seni konuşur. Ali Palabıyık müsaade etti böyle şeylere... Kartını gösterseydi, bu tarz olaylar olmazdı. Tosic’i atarken, Van Persie’yi de atması gerekirdi. Beşiktaş’ın penaltı beklediği pozisyon? Öyle penaltı olmaz! Lens’in iptal edilen golünden önce düdük çaldı mı? Bir hareket var. Ama topa yakın oyunculara "Açılın" mı diyor, yoksa "Oyna" mı diyor. Belli değil.

Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golün kahramanı bence Cenk Tosun. Rakip ceza sahasının önünde, takım halinde çıkmışsın. Orada gereksiz yere yerde yatarak takımını ateşe attın. Gol öncesinde kesinlikle faul yok. Cenk orada kendisini yere bıraktı. Golde ofsayt var mı? Yani şimdi ben bu pozisyonlarda varsa 5 santim, yoksa 5 santime bakmam. Tartışmam bunu! Hakemin durduğu yere bakıyorum. Pozisyonda hakem doğru yerde duruyor. İki pasta da ofsayt yok. Hakemin devam ettirmesi, golü vermesi doğru. Ofsayt yok, temiz bir gol.
5 Ali Ece’nin Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Hürriyet)
Ali Ece’nin Beşiktaş - Fenerbahçe maç yorumu (Hürriyet)
GERGİNLİK TUZAĞI

DERBİYE iki takım da Ajda Pekkan kadar gergin başladı! Fenerbahçe maça ayrıca Beşiktaş orta 3’lüsüne adam adama markaj-pres yaparak başladı.

Atiba’ya Alper, Oğuzhan’a Josef, Talisca’ya Mehmet Topal ilk yarının uzun bölümünde adam adama baskı-markaj yaptı! Ne zaman Beşiktaş yer değiştirerek, dönerek oynamaya başladı o zaman maç biraz hareketlenir gibi oldu. 17. dakika Van Persie kendi sahasında sağ bekinin kademesine gelip sol bek Adriano’ya baskı yaptı. Yılların tecrübesi Van Persie gerginliğin Beşiktaş’a yaramayacağını adı gibi biliyordu. Bunu Atiba da çok iyi biliyordu, Tosiç’i zor tuttu. Yoksa kırmızı karta neden olan pozisyonda zaten Tosiç’in "kafayla dokunuş"undan önceki Van Persie-Tosiç dalaşında her iki oyuncu da direkt kırmızı kartla atılmalıydı. Lakin maçın hakemi maçı "yönetmek" değil "idare etmek" için sahaya çıkmıştı. Palabıyık, dakikaya aldanmadan sarı kartlık pozisyonlarda sarı kartları gösterseydi maç bu kadar da gerilmezdi. Yine de Tosiç, Atiba gibi davranmalıydı!

CENK’E FAUL YAPILDI MI?

Fenerbahçe’nin golünden önce Cenk’e faul yapıldı mı? 81’de Advocaat’ın sinirle itiraz ettiği pozisyonda gerçekten ofsayt var mıydı? Daha bir sürü sayarım, sorarım. Türkiye’deki derbilerde hakem bir kere kontrolü kaybedince, bir türlü toparlanamıyor. Oyuncuyu geriyor, hocayı geriyor, taraftarı geriyor, yorumcuyu geriyor. Ondan sonra da "hakem camiası", alay eder gibi "Üzerimizde çok baskı oluyor bizi geriyorlar" diye mızmızlanıyor!

Sahada oynanan futbolu az mı yazdım? Ne kadar oynandıysa o kadar yazdım. Lens, ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, boş alan bulunca Fenerbahçe için alternatifi olmayan bir koz. Beşiktaş ise çok uzun süre 1 kişi eksik oynamasına rağmen zaman zaman gücünü sergileyen iyi futbol oynadı. Mitroviç o bonservis bedelini eder mi bilmem ama topla ilişkisi üst düzey, pozisyon bilgisi, oyun vizyonu son 10 yılda Beşiktaş forması giymiş birçok stoperden daha üst düzey. Hızı, temposu da yeterli mi Tosiç yokken görebiliriz. Beşiktaş sezonun kalanında lig şampiyonluğuna daha fazla konsantre olmalı. Konsantrasyonun en büyük yardımcısı Atiba gibi sinirlerini kontrol etmek, gerginlik tuzağına düşmemektir!
6 Ahmet Çakar’ın Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Sabah)
Ahmet Çakar’ın Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Sabah)
Tam bir rezillik

Türk futbolu dün gece yine rezil gecelerinden birini yaşadı. Hakem yönetimi, sahaya atlayan seyirci, golün devamı esnasında Lens’e saldırmaya kalkan Beşiktaşlı yedek oyuncular rezildi. Hatta Şenol Güneş’in devre arasında Kjaer’in suratını sıkması rezilliklerin en büyüğüydü. Nereden başlayacağım bilemiyorum. İlk devrenin 41. dakikasına kadar aslında birazcık top oynanıyordu. Beşiktaş oyunun kontrolünü tümüyle ele geçirmiş, fazla pozisyon üretemese de rakibini sıkıştırıyordu. Bu arada özellikle Van Persie ile Oğuzhan sürekli it dalaşındaydılar. İşte maçın kırılma anı, belki de skandal gecenin başlangıcı 41. dakika geldi- çattı. Bu dakikada top oyundayken ama topla oynama durumunda değillerken Van Persie, Tosic’i itti, kaktı, kafasından çekti, yere düşürdü. Hakem bunu gördü. Oyunu durdurdu, bu esnada da Tosic, Van Persie’nin suratına kafasını dayayıp itti. İşte bir hakemin hayatta yapabileceği en büyük hata yapıldı. Bu tür pozisyonlarda birini atıp birini atmadın mı, maçı, futbolu ve hakemlik kariyerini kaybedersin. Söz konusu olayda ya ikisine de sarı ver ya da ikisine de kırmızı kart ver. Bence doğru karar ikisine de kırmızı olmaydı. Bu olay tüm gecenin rezalet fitilini ateşleyen an oldu. İkinci yarı Beşiktaş’ı tanıyamadık. Sinmiş, ezik, 11’e 10 oyuncu oranından çok daha kötü, teslimiyetçi bir halde oynadılar. Tamam, bir kişi eksik oynamak dezavantajdır ama Beşiktaş ikinci yarıda kendi seyircisi önünde bu kadar korkmuş, bu kadar pasif oynamamalıdır. İşte bu dakikalarda F.Bahçe’nin klasik gollerinden biri geldi. Lens defansın arkasına sarktı (Burada ofsayt şüphesi var), arka direğe Van Persie’ye çevirdi tıpkı Trabzon’da Sow’a attırdığı gibi, dün gece de Van Persie’ye gol attırdı. Sonuçta; hakem hatası, Güneş’in hataları Beşiktaş’a turu kaybettirdi. Ama Ali Palabıyık dün gece korkunç hatalar yaptı. Birinci hatası, Tosic ile beraber Van Persie’yi atamamak. İkinci hatası, F.Bahçe’nin son dakikada attığı golü vermemek. Eğer ’düdüğü bekle’ diyorsan, sen zaten olay yerinde olmalıydın. 20 metre uzaktasın ve F.Bahçe oyuna başladı. Lens de uzaktan boş kaleye topu attı. Bak Ali ben sana söyleyeyim mi, kırmızı kartın etkisinde kalırsın, buz gibi golü veremezsin. Ayrıca Şener’i ikinci sarı karttan da atamadı.
7 Gürcan Bilgiç’ın Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Sabah)
Gürcan Bilgiç’ın Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Sabah)
Hollanda işi

Tosic’in, hakemin burnunun dibinde kafa atmaya çalışması, derbilerin aslında yıldızlara mahsus olduğunu bir kez daha gösterdi.

Büyük maçları, büyük oyuncularla kazanırsınız. Fenerbahçe sezonun finalini oynadı ve Galatasaray maçından sonra, Dolmabahçe’de de Hollandalılar ile zaferini ilan etti. 41. dakika elbette dönüm noktası. Fenerbahçe için maçın ezberi bu değildi. "Bekle, fırsat kolla" taktiği bir anda bitiverdi. Rakip taraftarla dolu bir statta, kendi oyununu kurmak zorunda kaldı. Ne yapacağını bilemez halde, eveleyip-gevelerken, günün ikinci artisti -ilki Van Persie- Cenk Tosun’un top yerine hakemle uğraşmasını, hızla hücuma çevirdiler. Ofsayt çizgisinde ince ince dolaşıp, golü buldular.

Aynı şaşkınlık Beşiktaş için de geçerliydi. Koca sezonda sadece sekiz dakika (Konya maçının 82. dakikasında Necip atılmıştı) 10 kişi oynamışlardı. Beş rakibi eksik kalmıştı ama kendileri için yeni bir tecrübeydi bu. Şenol Hoca için de hamle kararı için "Orta sahadan mı, önden mi?" sorusuyla geçen dakikalarda, Atiba’nın yokluğunda orta saha rakibe geçince, Talisca’ya geldi kement.

Yine kırmızı karta döndüğümüzde, o ana kadar oyunu tek kale haline getiren, üstünlüğü kuran ve akışa baktığınızda kazanmaya yakın takımdı Beşiktaş. Tosic’in, hakemin burnunun dibinde kafa atmaya çalışması, derbilerin aslında yıldız oyunculara mahsus olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tüm hücum girişimlerini, Lens üstünden yapan Fenerbahçe için, Şenol Hoca’nın özel önlem almaması, belki takımına olan güveninin işareti. Ama maç boyunca kalesindeki tüm tehlikeleri yaşatanın bu futbolcu olması da ilginç.

Meşhur sözdür; "Şımardıysan eğer, düşmana ihtiyacın yoktur..." Eğer rakibi küçümsersen, üstelik bir derbide bu havayı solursan, bedelini ödemekten başka çaren de kalmaz. Kadıköy’e "yenilmemek" üzerine gelip, yeni stadındaki ilk yenilgiyi yine Fenerbahçe’den almak da ayrı bir ironi Beşiktaş için. Ali Palabıyık’ın tartışılacak kararları her iki taraf için de var. Ama bir gün önceki Mete Kalkavan gibi yapmayıp, özellikle kırmızı için yorum hakkını kullanmadı. Göstermediği sarı kartlar olabilir. Fakat bunun bir derbi olduğu, oyuncuların gerginliği yaşadığı ve hakemin de empati yaptığını atlamayalım. İki taraf da şikayetçi olabilir kendisinden fakat mümkün olduğu kadar iyi niyetli ve kontrollü kaldı. Tebrik ederim.
8 Ercan Taner’in Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Habertürk)
Ercan Taner’in Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Habertürk)
Futbol sınıfta kaldı...

1- Derbiler böyle gergin başlamak zorunda mı?

2- Oyuncular sahaya değil, tribünlere mi oynamalı?

3- Türkiye’de derbiler savaş gibi, biliyorum...

4- Ama bu anlayış değişmeli.. Fanatizm dışında kalan taraftar sıkılıyor; artık futbol istiyor, vole istiyor, duvar pası istiyor, istiyor, istiyor...

5- Artık seçenek çok; El Clasico, Merseyside derbisi, İtalya derbisi, PSG-Monaco ve tabii Şampiyonlar Ligi gibi biz futbolseverlerin çok seçeneği var.. Haftada 20 maç var... Bırakın gerginliği, futbol oynayın..

6- Ali Palabıyık, 1970’lere götürdü beni, nostalji yaşattı..

7- Oyun zaten gergin başlamışken, cebinde duran kartları kullanmayıp, kumandayı kaybetti ilk yarı... Gösterdiği kırmızı kart için çok geç kalmıştı. Bu form ile maalesef UEFA ona çok kırmızı kart gösterir.. 1970 model maç yönetilmez...

8- İlk yarı, sahada oyun yoktu... Fenerbahçe 1, Beşiktaş 3 defa tribünlerdeki taraftarlarını biraz heyecanlandırdı. Ama şu dikkatimi çekti; Galatasaray maçı gibi, Fenerbahçe maçına da, binlerce taraftarının desteğine rağmen Beşiktaş, coşkulu başlayamadı... Bu işi çözecek Şenol Güneş...

9- Van Persie ne yaptı öyle? Mimikler, hareketler, olmadı!

10- Sow’un röveşatası direğe vurmasa, Fenerbahçe turu daha erken yakalayabilirdi.. Sonra oyun yine rutine döndü.. Beşiktaş, 10 kişi oynamanın handikabını normal olarak yaşıyordu.. Bu dezavantaj Fenerbahçe’ye gol getirecekti.. Van Persie kaçırmadı...

11- Ve, bir derbi daha bitti.. Ama futbol sınıfta kaldı, oyuncular, hakemler ve teknik direktörleriyle...

9 Ömer Üründül’ün Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Sabah)
Ömer Üründül’ün Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Sabah)
Kartal tuzağa düştü

Dün gece sahaya yansıyan yüksek gerilimin futbolun önüne geçtiği derbide Fenerbahçe turu geçen taraf oldu. Fenerbahçe’nin bu kritik kupa derbisinde Başakşehir maçının taktiğini uygulayacağı önceden belliydi. Takım halinde topun arkasına geçilip, alan daraltan savunma kurgusu temel stratejiydi. Alper, Souza ve Mehmet Topal ile de Beşiktaş orta sahasının organize olmasını ve forvetleri ile bağlantı kurmalarını engellemek de diğer bir taktik düşünceydi. Fenerbahçe, ilk 20 dakika istediklerini fazlasıyla yaptı. Rakibi bozup kalesine yaklaştırmadığı gibi Lens ile de önemli bir pozisyon buldu. 20. dakikadan devre sonuna kadar ise Beşiktaş oyunu kontrolüne aldı.
41. dakika öncesi bana göre görüntü bu şekilde devam edecekti ve Beşiktaş galibiyete daha yakın taraf olacaktı. Ancak Van Persie’nin topsuz alanda fair-play dışı hareketle sinirlendirdiği Tosic, hakem olaya sonradan dahil olduğunda ve yakına geldiğinde yapmaması gerekeni yaptığı için takımını 10 kişi bıraktı. Bir derbide 10 kişi kalmak tabii ki büyük handikaptı. Ben teknik direktör olsaydım Van Persie’yi devrede mutlaka çıkarırdım. Ama Advocaat onun profesyonel zekasına inanmış ki çıkarmadı. Zaten Van Persie de ikinci yarı hiç suya sabuna dokunmadı!
Beşiktaş doğal olarak ikinci yarıda takım halinde karşılama anlayışına geçti. Fenerbahçe’nin kadro yapısı itibarı ile zaten bilinen ciddi bir organizasyon sıkıntısı var. Kapalı savunmalara karşı set oyunu yetersiz. Böyle olunca da Beşiktaş bir kişi eksik de olsa takım savunmasında ciddi bir arıza göstermiyordu. Bir tek Lens sıfıra indi onda da Fabri başarılı idi. Zaten tek kurtarışı da buydu Fabri’nin. Ama en kritik dönemde Beşiktaş tuzağa düştü. Biraz takım halinde ileri çıkalım dediler ve geniş alanda yakalanınca Lens’in tam istediği ortam doğdu. En büyük özelliği bu tip topları sürüp, başarılı ve zamanlı bir asist yapması. Bu şekilde Van Persie’ye de ’al da at’ dedi. Sonra Beşiktaş, 10 kişi ile yüklenince Fenerbahçe’ye daha elverişli ortamlar doğdu. En net fırsatı da Ozan değerlendiremedi. Sonuçta gerilimle başlayan devre sonunda gerilimin üst seviyeye çıktığı ve 90. dakikada yine tavan yaptığı derbi Fenerbahçe’nin istediği sonuçla bitmiş oldu.
Ben en çok Mehmet Topal ve Souza’yı beğendim Fenerbahçe’de. Zaten bu tür maçlar bu ikili için ilaç oluyor.

Maçın iyisi
Josef de Souza

Maçın kötüsü
Oğuzhan
10 Bağış Erten’in Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Cumhuriyet)
Bağış Erten’in Beşiktaş - Fenerbahçe mücadelesi maç yorumu (Cumhuriyet)
Korku filmi

Yok arkadaş. Bizde o yok! Tadına varılacak bir oyun izletmemeye yeminliyiz sanırım. Oysa dolu bir stat, hıncahınç bir derbi, deplasman seyircili, coşkulu bir ortamda başlamışız. Biliyoruz ki, bunu her gördüğümüzde söylemeli ve şükretmeliyiz. Ama ne oluyor, bir gerginlik alıyor maçı, bir didişmedir gidiyor, bunu bir türlü süzemeyen hakemler de pansuman yapamayınca (bu kadar faule toplam 3 sarı kart çıktı) tüm tadımız kaçırıyor. Tamam, derbi dediğin şeyin bir asabiyet dozu olur, ama istiap haddini bu kadar zorlamanın âlemi var mı? Devreyi 20’ye yakın faulle geçer, maç 40’a yakın faulle oynanır, her sürtüşmeden kıvılcım çıkar, ’horozluk’ oyunun önünü alırsa ne izleyeceğiz, ne anlatacağız, neden zevk alacağız ki biz? Taraftar değilsek tabii...
Taraftarsanız, kahramanınız van Persie olur. Ya da anti- kahramanınız... Çünkü maça ’damga vuran’ isim o. Sık sık kesilen ve onun gerginlik sponsorluğunda bol bol itiraz ve diklenmeyle geçilen ilk devrede önce rakiplerin sinirini laçkalaştırdı. Sonra da ikinci yarı sinsice doğru yere koşup golü attı ve maçı aldı. Zekiydi, çevikti, akıllıydı. Bu bir taktikse başarılıydı Hollandalı. Sonuçta derbilerin genel ruh halinin ötesine geçen bu ’çarpışmalı’ oyun biraz da Fenerbahçe’nin tercihiyle oynandı. Başakşehir maçını bu makamdan oynayarak almışlardı. Bu maçı da bu kıvama getirmeye çalıştılar. Ama bazı anlarda oyun içi gerginliği çok aşıldı. Sonuçta profesyonellikte bu var mı, var! Ama güzel mi? İşte o tartışılır.
Evet, Fenerbahçe kazandı ve tur atladı. Ama maç hiç tat vermedi. Sarı-Lacivertlilerin bunu sıkıntı etmedikleri kesin. Sonuçta futbol kazanma odaklı bir oyun ve böyle maçlarda bunu yapmak çok önemli. Ama böyle bir didişmeyi futbol diye yutturmak zor doğrusu. O kurnadan bu kurnaya sıçrayanları seyretmekten kim zevk alır ki? Bunu sevsek Tosun Paşa’nın hamam sahnesini izleriz, daha iyi!

Futbolarena anasayfasından devam...