comScore

Galatasaray Galatasaray

Yerli oyuncu transfer etmek vizyonsuzluk mudur?

11 Ağustos 2016, Perşembe 11:23
Yerli oyuncu transfer etmek vizyonsuzluk mudur?

Yazarımız Sinan Yılmaz, Süper Lig'de Beşiktaş ve Galatasaray'ın kadro kurulumunu ele aldı.

FutbolArena Analiz - Süper Lig'in başlamasına sayılı günler kala, yazarımız Sinan Yılmaz, Galatasaray ve Beşiktaş'ın kadro kurulumunu ele aldı.


Yerli oyuncu transfer etmek vizyonsuzluk mudur?


Türkiye, 1980'lerin ortalarında Derwall'lerin, Milne'in vs gelmesinin ardından futbolda önemli aşamalar kaydetmiş, toprak sahalarını bir bir çime çevirmiş ve 90'lı yıllarda çok sayıda yerli futbolcu yetiştirmiştir. 

Öyle ki bu çok sayıda futbolcu yetiştirme becerisi 90'ların sonunda meyvesini vermiştir. Hagi, Popescu, Taffarel dışında çok sayıda kaliteli yerli futbolcu yetiştiren Galatasaray 2000'de Avrupa'da 2 kupa birden almış ve 23 kişilik kadrosunun 12'si (yarısından fazlası) yurt dışında oynayan Milli Takım, 2002 Dünya Kupasında 3. olmuştur. (Fark o kadar büyük ki, 2002'de biz Türkiye'de ürettiğimiz 12 oyuncuyu Avrupa'dan toplayıp Dünya Kupasına gitmişiz. Bu yaz ise Fransa'ya giderken, kadronun 3'te birinden fazlası '8'i' Almanya'nın ürettiği oyuncuları alarak Fransa'ya gitmişiz. Yani eskiden ne kadar üretip Avrupa'ya satmaya başlamışız, şimdi nasıl tüketiyoruz ve Almanların ürettikleri olmasa turnuvaya katılma şansımız bile yok!) 
2000'lerin başlarında Türkiye çok önemli bir futbol ekolü haline gelmiş, Avrupa'ya çok sayıda futbolcu satmıştır. Öyle ki bir dönem, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın gibi üst düzey futbolcular, kadro zenginliği yüzünden Milli Takımda 23 kişilik kadroya bile girememişlerdi... 

Ancak 2000'lerin başında Avrupa'ya giden bu oyuncuların çoğu, kültürel eksiklikleri yüzünden, kısa süre sonra Türkiye'ye dönmüşlerdir. Ancak bu Doğu Avrupa ülkelerinde ilk etapta görülmesi normal bir durumdu ve üretim devam etse futbolcular Avrupa'ya gitmeye alışacak ve orada tutunmayı da öğreneceklerdi.

Bu başarıların ardından ise önemli bir ekol olma yolunda ilerleyen Türkiye birden ezber bozmuştur. Jardel'ler, Ortega'lar ile başlayan çok yüksek paralarla yıldız almaya girişen Türkiye son 10 yıl içinde, takımlarının yaş ortalamasını arttırmış, çok daha az futbolcu yetiştiren ve yaşlı futbolcularla yavaş oynanan bir lig haline gelmiştir. (Başakşehir'in 5 kat pahalı kadrosu Hırvat takımı Rijeka karşısında kalitesiyle turu aldı ama az daha kaybediyordu. Mahmut (28), Emre (36), Mossoro (33), Yalçın (34), Epureanu (30), Batdal (30)... İskeletin tamamı yaşlı. Kalite var ama koşu düşük. Üstüne Uğur Uçar da ağır. Rijeka kalitesiz, bir Emre Belözoğlu'nun maaşı tüm Rijeka kadrosunun aldığı maaşın 3'te 1'inden çok. Buna karşın Rijeka vızır vızır. Genç ve aç... Başakşehir ve diğer yaşlı Türk takımları Süper Lig'in ağır temposunda halı saha tadında maçlar oynuyor ama Avrupa'da sürekli bunu izliyoruz. Ne zamanki 18 yaşındaki Cengiz Başakşehir'de oyuna girdi her iki maçta da son 30 dakika çok etkili oldu. Zira rakibin enerji ve çabukluğuna tek karşılık verebilen oydu. Tecrübesiz ama dinamikti... 

İşte Türk takımları akıllanıp 18'lik Cengiz'i Altınordu'dan 700 bine transfer etmenin 28 yaşındaki sönmüş yıldıza yıllık 700 bin vermekten 10 kat faydalı olduğunu gördüklerinde 90'lara dönebilecekler. Günlük plan yapan Türk takımları sözleşmesi bitmiş 28 yaşından büyük adamlara yıllık 700 veriyor onlar 1-2 yıl etkili olup gidiyor. Halbuki 18'lik Cengiz'i 700'e bir kere kazandığında 32 yaşına kadar 14 sene kullanıyorsun! İster sat büyük paraya kar et, ister tut 14 sene kullan. O 700 bin euro'yu 14'e böl maliyeti sadece 50 bin Euro!  

Futbolumuzdaki bu düşüşte hükumetin futbolculardan çok düşük vergi almasının da etkisi büyüktür. Avrupa'da futbolcular yaklaşık %50 vergi öderken, Türkiye'de bu oran %5 ile 10 arasında ki daha da komiği bu vergiyi de oyuncular adına kulüpleri ödüyor... Onlar da ödeyemiyor, devlet bu düşük vergide de indirime gidiyor... 

*** 

Halbuki gelire odakla bir vergi alınması gerekirken, vergisiz maaşlar buraya 'sadece para için gelen' çok sayıda futbolcu getirdi. İlk yıllarda 4 büyükler başladı sonra da Anadolu takımları bu çürütücü, adeta leş yiyici politikayı sürdürdü. 

Son 13-14 yılda kulüpler neredeyse hiç üretmeden, sadece tüketerek, Arap ülkelerinden hallice bir futbol ortamına sebebiyet verdiler ve bu harcamalarının 5'te birini harcarlarken, Denizlispor'u, Gençlerbirliği'si Avrupa'da finaller oynuyor, Galatasaray Avrupa'da kupalar kazanıyor, Milli Takım Dünya 3.'sü oluyordu.

*** 

Son 2-3 yılda bu hesapsız harcamalar ve Akbabalar gibi yaptığımız leş tüketimi UEFA tarafından durduruldu ve FFP kuralları sayesinde Beşiktaş gibi takımlar yola getirildi. Demirören döneminde şuursuz harcamalarla batan Beşiktaş, UEFA'nın zorlamaları ile doğru yönetilerek, başarılı oldu. 

Buna karşın Beşiktaş, başarılı olur olmaz yine yöntem şeklini değiştirdi. Meğer UEFA zorlamasında olduğu için bugüne kadar yaptığı doğruyu, nasıl yaptığını anlamamış! FFP Beşiktaş'a zorla doğruyu yaptırdığı için, Beşiktaş doğru ile yanlışı ayırt edememiş görünüyor. 

Ziyadesiyle Beşiktaş'ı son 3-4 yılda buraya getiren stratejiyi bırakıp yine 30 yaş üstü, kısa vadeli yıldız transferine yöneldiler. Halbuki onlar buraya, Adriano transfer ederek değil. Oğuzhan, Gökhan Töre, Cenk, Olcay, İsmail vs yetiştirerek geldi.

BEŞİKTAŞ'IN PLANSIZ KADRO KURULUMU

UEFA FFP ile Beşiktaş'a 23 oyuncu bildirme kısıtlaması getirdi. Her takıma uygulanan kurallar gereği kadroda 4 kendi ülkeden herhangi bir takımda yetişmiş oyuncu olacak, 4 de kendi alt yapından yetişmiş oyuncu olacak. FFP kısıtlaması olmayan takımlarda 25 kişilik izin verildiği için çok sorun olmuyor ancak UEFA bunu 23'e indirerek aslında şunu diyor. "Başkasının yetiştirdiğine sulanıp para saçma, kendi yetiştirdiklerini Avrupa Kupalarında oynat ki yetişsinler, tecrübe etsinler" 

Ee Beşiktaş'ın elinde kendi yetiştirdiği 1 futbolcu var! Necip Uysal. Türkiye'den yetişmişleri de almıyor... 

Beşiktaş'ın mevcut kadrosu şu: Tolga, Boyko, Fabri, Utku, Rhodolfo, Marcelo, Milosevic, Adriano, Tosic, Gökhan Gönül, Beck, Necip, Atiba, Oğuzhan, Veli, Tolgay, Sosa, Olcay, Frei, Quaresma, Aras, Cenk, Ömer, Pektemek... Daha bir de yabancı stoper ve yabancı santrfor alınacak. 

O halde... Necip dışında kendi yetiştirdiği olmadığı için alt yapıdan 3 oyuncu koymak zorunda. Necip'le beraber kaldı 19 kişi... 

Türkiye'de yetişmiş: Tolga, Utku, Gökhan Gönül, Mustafa Pektemek var sadece. Onları da mecburiyetten ekle kaldı 15... 

Peki bir yabancı stoper ve santrfor gelecek. Geriye kaç yabancı ve Türkiye'de yetişmemiş gurbetçi kaldı? 21! 

Bu 21 oyuncudan tam 6 tanesi Avrupa Kupalarına yazdırılamaz. Hadi 6 ismi eleyelim şimdi... Ya Boyko ya Fabri elenir 1. Milosevic 2, Tosic 3, Veli şüpheli elenebilir 4, Frei ya da Aras elenir 5, Ömer Şişmanoğlu 6!

Bu mu şimdi kadro planlaması ve vizyon? Yerli almayınca ve üretmeyince mi vizyoner oluyorsunuz? 3 stoper, 1 sol bek, 3 kanat ile Şampiyonlar Ligi'ne gitmek mi vizyon?

Serdar Aziz transferi Beşiktaş için o kadar önemliydi ki, elden kaçırmış olmalarını aklım almıyor. Bir kere Şenol Güneş tarafından 2 sezon önce seviyesi yükseltilmiş, hocanın sistemini bilen bir adam. 2.'si Marcelo tipi stoperle uyum sağlayabilecek bir oyuncusu. 3.'sü 17 yaşından itibaren Süper Lig'de oynuyor ve çok küçük yaşlardan itibaren çeşitli Milli takımlarda 67 kez milli oluyor, uluslararası tecrübesi var. 4.'si Türkiye'yi EURO 2016'ya götüren Arda'dan sonra 2 numaralı adam. O Milli Takım stoperi olduktan sonra oynanan maçları kaybetmeyen Türkiye EURO 2016'ya gitti. Resmen panzehir oldu Türkiye'ye ve bu adamı (henüz 25 yaşında) Beşiktaş, Galatasaray'a kaptırdı. 

Beşiktaş eğer onu almış olsaydı. Zorunlu olduğu için Pektemek'i eklemez başka bir yabancı veya gurbetçisini kadroya eklerdi. Daha bir de üstüne Serdar'ın bu ligi çok iyi tanıması, kültürü ve dili bilmesi gibi avantajları var. 

Bu ortamda Serdar yaşında ve kalitesinde bir yabancıyı 3 milyon euroya almak, Serdar'ı 4.5 milyon euroya almaktan daha pahalı bu çok net! 

Dünyanın her yerinde yukarıda saydığım sebeplerden ötürü yerli futbolcu daha pahalıdır ve bunun yabancı kuralı ile ilgisi de yoktur. Yabancı kuralı sadece pahalılığı arttırabilir ancak yabancı tamamen serbest olsa bile sırf kültür, dil bilme yani adaptasyon-uyum avantajı için yerli oyuncu yine daha pahalı olacak. 

Bu açıdan Beşiktaş'ın bizzat Şenol Güneş tarafından yetiştirdiği ve Milli Takım sol beki yaptığı İsmail'i kaptırması da sıkıntı. Performansı yükseldiği anda sözleşme uzatmayıp çocuk Milli Takım sol beki olmuş Caner'i kesmişken Kolarov peşinde koşulduğu için İsmail'i kaybetti Beşiktaş. Yoksa 1.2, 1.3 ödenir şimdi Pektemek yerine yine başka değerli bir yabancı oyuncu kadroya alınabilirdi.

İngiltere'de İngiliz, Almanya'da Alman, İspanya'da İspanyol daha pahalı ve bu ülkelerde katı bir yabancı kuralı falan yok. Guardiola gerizekalı mı Stones'a 56 milyon euro ödüyor? Stones seviyesinde daha ucuz yabancı futbolcu yok mu? Tüm bu konuları Pep bilmiyor. Bizim vatandaş çok iyi biliyor... 

*** 

Fenerbahçe'de de durum benzer. 14 yerli kuralında 12 yerlileri var ve onu 2 alttan yerli ile dolduracak. FFP onlara bu yıl 22 oyuncu sınırı koydu. Fenerbahçe'nin kadro hesabını da girip siz yapabilirsiniz. Fenerbahçe de bu konuda çok zorlanacak. Kadroya şuradan bakabilirsiniz http://www.transfermarkt.com.tr/fenerbahce-sk/startseite/verein/36

GALATASARAY YERLİ OYUNCU ALMASAYDI 

Gelelim Galatasaray'a... Yerli aldığı için çok eleştiriliyor...

Galatasaray yerli almasa (ki yerli kalitesi her geçen sene düşüyordu) seneye elinde kalan kalburüstü yerliler Cenk, Eray, Semih, Hakan, Koray, Selcuk, Yasin, Sinan... Sabri ve Hamit'in seneye 33, 34 ne olacağı malum. Zaten bu oyuncuların gönderilememe nedeni, yerlerine başkasının konamaması. 

"Alttan oyuncu çıkarsınlar bunlardan iyidir" lafı her zaman cahil taraftarın sözü olmuştur. Altyapı ile üstyapı arasındaki fark inanılmaz boyutta. Hiç eğitilmemiş, hiç gelişmemiş ilk okul öğrencisini üniversite sırasına bırakmakla aynı şey. 400 binlik Emrah transferini Galatasaray bu yüzden yapmak zorunda kaldı. Zira altta Emrah'ın 3'te 1'i seviyesinde bile topçu yok. 

Herkes geçen sene budama yapılsın, Umut, Olcan, Tarık gitsin dedi de yerine ben mi oynayacağım? 18'de ben mi oturacağım? Eren'i, Serdar'ı, Tolga'yı almadan bu üçünü gönderemezdin. Alındı ki gönderildiler. 

Ligde uzun maratonda şampiyonluklar ilk 11'den değil rotasyondan geçer. 11 yabancı oynatma serbestliğin var ama 14 yerli zorunluluğun ve ilk 18'de 7 yerli zorunluluğun da var. Avrupa'da ise 4 alt yapı, 4 de kendi ülkenden oyuncu yetiştirme zorunluluğun da var. Peki Galatasaray seneye Avrupa'ya gitseydi. Serdar'ı, Eren'i almasaydı UEFA'ya yerli oyuncu yerine; şekerleme, lokum falan mı bildirecekti? 

Dahası bugün almadığı için seneye bu transferleri yapmak zorunda kalacak olan Galatasaray, Anadolu kulüplerinin eline düşmeyecek miydi? Mecbur kaldığı için bugün 4.5 olan Serdar seneye 7.5 olacaktı. Bugün 4 olan Eren'i seneye 6'ya satacaklardı. Zira mecbursun almaya. İstersen alma... Daha önce olduğu gibi doğru planlama yapmayıp Tarık Çamdal'ı mecburen almaya kalktığında nasıl 4.750'yı ödemek zorunda kaldıysan seneye de öyle ödeyecektin. Tarık'a o dönem 4.750 vermek bugün Serdar'ı 9-10'a almakla eş değerli... Kalite - performans olarak. 

Galatasaray şimdi yerlileri aldı, seneye Şampiyonlar Ligi mi oynayacak, UEFA mı oynayacak ona göre yabancısını alır...

Son olarak yerli oyuncu kalitesi, yerli oyuncu üretimi dünyanın her liginde, yabancı transferden bir adım önemlidir. 

Serdar'ı Beşiktaş'ın değil, Galatasaray'ın transfer etmiş olması gelecek dönemlerde çok daha iyi anlaşılacak bir önem arz etmiştir.

Not: Bu yazıdan sonraki araştırmamda, UEFA'nın kadro kısıtlama cezası verdiği takımlarlar için küçük bir esneklik getirdiğini öğrendim. Geçmiş yıllarda FFP kurallarını çiğneyen PSG ve Manchester City 21 oyuncu bildirme cezası almışlar ancak yapılan itirazlar sonucu, UEFA işi kılıfına uydurarak altyapı çıkışlı oyuncu kuralını 4'ten bire düşürmüş. 

Yani Beşiktaş da Fenerbahçe'de, bir tane kendi kadrosundan yetişmiş, 4 de Türkiye'de yetişmiş oyuncu bildirebilirler ve 21 kişilik liste sunabilirler. Bu sayede Beşiktaş ve Fenerbahçe yukarıda belirtildiği kadar ciddi bir sorun yaşamayacaklardır. Yukarıda verdiğim eksik bilgi için okurlarımdan özür dilerim.

UEFA dik duruş sergileyemediği için Manchester City ve PSG gibi para babalarına ceza verememiş ve kendi kuralını kendisi işlevsizleştirmiş, altyapıdan oyuncu yetiştirmeyi teşvik etmek için koyduğu ilkesini kendi eliyle taça atmış görünüyor.

Banko iddaa kuponları arayanlar buraya