comScore

Galatasaray Galatasaray

Fatih Altaylı'dan FutbolArena'ya özel açıklamalar

13 Şubat 2018, Salı 11:30

Gazeteci Fatih Altaylı, FutbolArena'ya verdiği özel röportajda Galatasaray ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

FutbolArena Özel - Galatasaray'ın eski yöneticilerinden gazeteci Fatih Altaylı, FutbolArenaya özel açıklamalarda bulundu.

Sarı kırmızılı kulüpteki son gelişmeleri değerlendiren Altaylı, başkanlık seçimi sürecinde yaşananlardan Dursun Özbek'in ibra edilip edilmemesiyle ilgili camia içerisinde konuşulanlara kadar birçok konuda görüşlerini bildirdi.
İşte Fatih Altaylı'nın FutbolArena'ya özel değerlendirmeleri:

İlk olarak Youtube kanalınızdaki videolarınızdan biriyle başlamak istiyorum. Fatih Terim'e çok yükleniyorsunuz Sivas yenilgisi sonrasında, 'Hıyarlık' dediniz hatta. Bu yenilgi için Fatih Terim'e neden bu kadar yükleniyorsunuz diye sormak istiyorum.

 
Fatih Terim'e yüklenmiyorum aslında ben. Genelde açık konuşmayı seviyorum Youtube olunca daha rahat hissediyorum kendimi. RTÜK gibi kurumlar yok. İnsanlar bazı şeyleri arkadaş arkadaş konuşurken “hıyarlık ettin” demez miyiz? Ben de orada arkadaşlarla konuşuyorum. Sonuçta beni izlemek için oraya gelmiş insanlar var. O yüzden de öyle bir laf ettim. Ayrıca hıyarlığa hıyarlık denir, enayiliğe enayilik denir, salaklığa salaklık denir. Ayrıca Galatasaray'ın liderliği alacağa maça ve en önemli şampiyonluk rakiplerinden bir tanesi belki de birincisi Fenerbahçe'yi devre dışı bırakacağı maça orta sahada Donk ve Tolga Ciğerci ile çıkıp da maçı sadece bu nedenle kaybederseniz ve en önemli neden olarak da bunu görüyorsa herkes, bunun adı hıyarlıktır. Fatih Terim, benim çok eski dostum. Ben Fatih Terim'i 1970'lerden beri tanıyorum ama benim arkadaşım olması ona bunları söylememi gerektirmiyor. Tam aksine bu sabah Mustafa Denizli ile telefonda görüşüyorduk ona da televizyon programı ile ilgili çok ağır eleştirilerde bulundum. Çünkü bana sorarsanız arkadaşlık, dostluk budur, Mustafa Denizli'ye de benzer bir kelime kullandım. Sonuç olarak Galatasaray yönetiminde de baktığınız zaman “Ya Fatih bunu yanlış yapmışsın" diyecek kimse de yok. O yüzden ben bunu bir yandan vazife olarak da görüyorum. Çünkü her hocanın sadece Fatih Terim'in de değil Guardiola da Jupp Heyncess'in de herkesin etrafındakilerle konuşup imali fikir etme durumu vardır. Bazen bir şeyi kafamızda kura kura saplantı haline getiriyoruz ve bir yanlışta devam etmeye çalışıyoruz. Etrafımızda da doğruyu söyleyenler değil de yalaka grubu varsa onlar diyor ki, “Aman ne güzel buyurdun” ve o yanlışa devam ediyoruz. Ama birisinin çıkıp bunların yanlış olduğunu söylemesi lazım.

İnsanlar sizce Fatih Terim'den korkuyorlar mı çekiniyorlar mı?

Öyle değil mi sizce de? Medyadaki tavrına baktığınız zaman medyadaki herkes korkuyor. Kulüpdeki duruma baktığınız zaman da şimdi mesela Mustafa Cengiz başkan seçildikten sonra, “Hocanın işine karışmayacağız” dedi. Böyle bir cümle dünyanın hiçbir futbol takımında yok, hocaların işine yönetimler belli bir oranda karışır. Sonuç olarak o takımın sahibi hoca değil, o takımın sahibi kulüp ve oraya para harcayan kulüp, geleceğini oraya bağlayan kulüp. Hoca da kulübün elemanı. Şimdi şöyle düşünün, ben diyelim bu şirketin müdürüyüm, bu şirketin bir patronu var buraya yüz milyon, iki yüz milyon, üç yüz milyon para yatırmış, bana istediği kadar güvensin benim yanlış yapma ihtimalime karşı zaman zaman benle oturup konuşmak durumundadır. Ben de onla konuşmak durumundayım ve bana birtakım önerilerde bulunabilir, biz bunu tartışabiliriz de ama al Fatih'i, saldım çayıra Mevlam kayıra derse patron, ben de burayı batırabilirim.



Sizce ne yapmalı Mustafa Cengiz futbol konusunda? Fatih Terim tek patron mudur?

Elbette Fatih Terim tek patrondur ama şu açıdan tek patrondur. Sahaya çıkacak takıma elbette ki son nihai şeklini Fatih Terim verir. Futbolcularla sürekli yaşayan odur. Futbolcuların formunu bilen odur. Fakat bazı konularda mantıksızlığa gittiği zaman iş oturup konuşmak gerekir. Bunu da önceden konuşmak gerekir, testi kırıldıktan sonra değil. Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak ın önemi neydi, Fatih Terim ile bir diyaloğu vardı. Bunlar Fatih Terim işine karışmak mı değil, Fatih Terim yine bildiğini yapıyordu. Ama onların da görüşleri onların da önerileri vardı. Medyaya güvenmeyebilirsiniz hesap yapıyor, kitap yapıyor diyebilirsiniz ama yönetim sizle aynı amaçla orada başarılı olmak amacıyla sizin başarılı olmanızı istiyor. Yönetim, medya istemeyebilir. O yüzden, yönetimlerle birlikte hareket etmek lazım, bir hocanın ben yönetim falan takmam demesi mümkün değil. Bir yöneticinin ben patron takmam demesi mümkün değil. İşler iyi giderken takmayabilirsin ama işler kötü gittiği zaman takmazsan o zaman çok kötü olur.

Mustafa Cengiz'i desteklemenizin sebebi mayıs ayında seçime gitmesi idi. Mayıs ayındaki seçimlerde tekrar aday olursa Mustafa Cengiz'i destekler misiniz?

Bunu söylemek için çok erken bir zaman, Mustafa Cengiz'in neler yapacağına bakmak lazım, Mustafa Cengiz'in yönetime geldi, başladı, ilk izlenimim şudur. Galatasaray'ı biliyor, Galatasaray'ın etik değerleri ile ilgili olarak Dursun Özbek'ten çok çok daha önde ve çok çok daha bu konularda mektepli. Dursun Özbek'e oranla mektepsiz olan Mustafa Cengiz, Galatasaray değerlerine daha hâkim. Çünkü ne de olsa yıllarını Galatasaray'da geçirmiş tribünde, kongrede Özbek gibi sonradan bir anda aklına gelip gelmiş birisi değil. Ama yine de yapacaklarını izlemek lazım, şu anki izlenimim açık söylemek gerekirse şu; Mustafa Cengiz çok hazır değil. Normaldir, çünkü bir baskın seçimle geliyor ve aniden çıkmak zorunda kalıyor. Yönetim, kötü olmamakla beraber ideal bir yönetim kadrosu da değil ve yönetiminde genel olarak Galatasaray'da iyi isimler ama tecrübeli isimler değil. Kuracağı yönetime bakmak lazım nasıl bir yönetim kuracak, mayısta seçime giderken, hangi programda gidecek ve bu programı gerçekleştirecek adımları bugünden atıyor mu? Bunlara bakmak lazım. Eğer iyi bir yönetim kurarsa neden başka birisini destekleyelim?

Peki sizce Mustafa Cengiz seçileceğini tahmin etmiyor muydu?

Başlangıçta bence etmiyordu. Çünkü başlangıçta kimse etmiyordu. Biz açıkçası kendinse seçilirsin dediğimiz zaman, başkan bunlar bunlar olursa seçilirsin dediğimiz zaman, o da seçileceğiz zaten diyordu. Açıkçası benim hissiyatımı söyleyeyim, o tahmin ediyorsa bile ekibindeki kimse tahmin etmiyordu.

O yüzden de bazı hazırlıkların eksik olduğunu hem son anda çıkmak zorunda kalmasından ötürü hem de hem de o apar toparlığın getirdiği aceleyle çok hazır değil ama kapatılmaz mı ara kapatılır. Tecrübeli isimlere destek vermemiz lazım bugün mesela Abdürrahim Albayrak'ın son dakikada olsa Mustafa Cengiz'in yönetimine değil de sportif A.Ş nin yönetimine girmiş olması Galatasaray açısından büyük bir kazanım oldu.

Zaten bu hamle oyları çeviren hamlelerden birisi oldu.

Mustafa Cengiz'e seçimi kazandıran en önemli unsur, Dursun Özbek idi. Yani Mustafa Cengiz'in yönetiminde iyi isimlerin olması değil. Dursun Özbek o kadar kötüydü ki insanlar artık illallah etti. Galatasaraylılara sürekli yalan söyleyen, Galatasaray'ı gerçek dışı rakamlarla kandırmaya çalışan, Galatasaray'ın etik değerleri ile çelişen açıklamalar yapan birisini Galatasaray orada görmek istemedi. En büyük şansı buydu. Eğer bu şansı 3 yıllık bir başkanlığa çevirmek istiyor ise doğru hamleleri yapması lazım. Şimdilik kötü gitmiyor. TRT'de yaptığı program son derece olumlu ve iyi tepkiler aldı. Ama Galatasaray başkanlarının medya ile çok içli dışlı olmaları benim çok sevdiğim bir şey değil. Galatasaray başkanları medyadan uzak durmalılar. Çok kritik zamanlarda bir şey söylerler ve o söylediklerinin bir ağırlığı olur. Ama şimdilik iyi gidiyor iyi bir yönetim kurulu oluşturursa da bence mayıs dada şansı çok büyük çünkü karşısına çıkacak çok etkili bir aday çıkacağını sanmıyorum ben.
 
Dursun Özbek'in mayıs ayında seçime katılacağı konuşuluyor bu sizi korkutuyor mu?

Beni hiçbir şey korkutmaz, korkacak bir şey yok. Dursun Özbek'in aday olarak çıkması için gerçekten yüzsüzlük hapı içmiş olması lazım. Çünkü her gün ortaya çıkan ve çok az bir bölümü medyaya yansıyan Dursun Özbek dönemi ile ilgili tüm verilere Galatasaray kongresi hâkim olursa eğer Dursun Özbek'in değil aday olarak çıkmak sokağa çıkmayı bile aklından geçiremez. Bugün Galatasaraylılar Dursun Özbek'e karşı son derece efendi davranıyorlarsa Galatasaray'a kısa süre de olsa Galatasaray'a yakışmayacak olsa da başkanlık yapmasıdır. Eğer gerçekler bir gün ortaya çıkarsa Dursun Özbek insan içine çıkamaz. Her türlü yalanı söylemiş Galatasaray'a. Medyaya yansıyanları söyleyeceğim ben de... Transfer yalanları, '7 buçuk milyon Euro'ya' aldım dediği oyuncunun 12 milyon Euro'ya alındığı ortaya çıkıyor.  'Ben para vermedim' dediği Sneijder'in babasına 200 bin Euro verdiği ortaya çıkıyor. Bunları daha açık söyleyeyim size... Buz dağının görünen ucu, aşağıda daha ne rezaletler var. Bir bakkal defteri Galatasaray'dan daha iyi yönetilmiştir. Profesyoneller ile konuştuğumuz zaman, “Başkanın emriydi biz ne yapalım” diyorlar. Haklılar ama en azından başkan bu yanlış diyebilirlerdi.

Ekipte de mi bir sıkıntı vardı sizce?

Yani profesyoneller Galatasaray'da çok doğru davranmamışlar diyebilirim.



Sizce Dursun Özbek ibra edilir mi?

Bunu Galatasaray kendi içinde de tartışıyor. İbra edilsin mi edilmesin mi diye. Biliyorsunuz biz Adnan Polat'a Galatasaray olarak,şahsım olarak değil ama Galatasaray olarak geçmişte böyle bir haksızlık yaptık açıkçası. Çünkü Adnan Polat'ın ibra edilmemesini gerektirecek bir durumu bana sorarsan yoktu. O gün de arkadaşları yapmayın diye uyarmıştım o kongrede ben yoktum. Orada da Adnan Polat'ın hatası var, ben o gün kongrede olsaydım Adnan Polat'ın yanına gidip, “başkan seçime gideceğim de rahatla” derdim. Adnan Polat da o gün çıkıp, “Peki ben mesajı aldım mayısta seçim yapacağım” deseydi ibra gibi bir sorunu olmazdı. Ama yapmayınca Galatasaray'ın kongre hissiyatını okuyamayınca, başına tatsız bir olay geldi. O yüzden Galatasaray bu ibra etmeme meselesini gündemine pek sokmak istemiyor. Fakat Dursun Özbek'in yaptıkları göz önüne alındığı zaman, gördüklerimizi de kafamı da bir yere koyduğumuz zaman, “Adnan Polat ibra edilmediyse bu adamın 15 kere ibra edilmesi lazım” diyoruz. Çok büyük zararlar verip gitti. Eğer yeniden bu işlere hevesliyse o zaman ibra edilmez. Eğer, 'Ben yeniden seçime gireceğim' diye bir niyeti varsa ben de elimden geleni yaparım kongrede ibra edilmemesi için.

Eğer ibra edilmezse sadece hukuki açıdan değil Galatasaray imajı açısından ne olur?

 Galatasaray'ın ikinci kez bir başkanı ibra etmiyor olması imaj açısından iyi olmaz. Ama  bir yandan da Türkiye'de demokrasi açısından da iyi bir şey olur. Yani Galatasaray bu son seçiminde Türkiye'deki demokrasi açısından baktığınız zaman sadece kulüpler açısından değil genel demokrasi açısından baktığınız zaman ilk defa bir iktidarı devirdi ve güce boyun eğmediğini, yalan göz boyama medya manipülasyonlarını, medyayı kullanarak seçmenin gözünü boyamanın yalanlarla kandırmanın geçerli olmadığını, Galatasaray çok net gösterdi. İbra etmemek de bir anlamda yüce divana sevk gibi bir şey. Yani yüce divan diyor ki, “Kardeş görev ve sorumluluklarını yerine getirmedin ve iyi yapmadın buralarda hata yaptın, bunun hesabını ver “diyor. Bir hesap sorma mekanizması yok ama daha sonra Dursun Özbek dönemi ile ilgili bazı rakamlar dava konusu olabilir veya Galatasaray'ın Dursun Özbek'e yapması gereken ödemeler ile ilgili bazı konularda itiraf çıkabilir. İbra olduğu anda bu itirafların çıkma ihtimali kalmıyor. Örneğin Dursun Özbek, Galatasaray'dan alacaklarını istiyor, Galatasaray'da kimsenin parası kalmamıştır. Hangimiz Galatasaray'a cebimizden bir kuruş verdiysek yönetime verdikten sonra eğer biz gönüllü olarak, "Bu parayı istemiyorum deyip bağış makbuzu imzalamadıysak, onları Galatasaray ödemiştir. Dursun Özbek'e öderdi Galatasaray bu paraları. Fakat Dursun Özbek orada bile çirkinlikler yaptı, Galatasaray'a kendisinden sonra gelecek yönetimin elini kolunu bağlayacak şekilde, Galatasaray'ın kredi bulma yollarının tamamını kapatacak hamlelerin tamamını seçimden sonra akşam geç saate kadar kulüpte kalarak yaptı. Galatasaray'ın açıkta duran ve bankalarla kredi pazarlığında teminat olarak kullandığı hisse grubu vardı. Bu hisseleri kendi üzerine aldı ve bunlara temnik koydu. Galatasaray bir anda kredi elde etme kaleminden yoksun kaldı.

Bu durum Mustafa Cengiz'i de zorluyor zaten

Mustafa Cengiz'i zorlayan en önemli unsurlardan biri bu oldu; kredi bulamıyor. Kredilere teminat gösterecek bir şey bulamıyor. Kötü bir sözleşme yapmış Dursun Özbek. Riva ve Florya anlaşmalarında karşı tarafla, kötü sözleşme dediğim şu; Galatasaray'ın elde edebileceği avantajları elde etmeden sözleşme imzalamış. Oysa Galatasaray'ın daha önce yapması gereken gelir arttırıcı hamleler vardı.  Uyarılarımıza rağmen bunları yapamadığını biz görüyoruz ama bize söylemleri hep “merak etmeyin onları yaptık” diyordu. Yapmadığı ortaya çıktı. Galatasaray'ın Florya'da elde edebileceği gelirin üçte birini elde edecek şu anda. Pek çok yanlış işler yaptıktan sonra birde bunların faturasını Galatasaray'ın üzerine yıktı. Bütün çekleri senetleri almış, bütün gelirlere temlik koymuş, bütün kredi imkanlarını kendi üzerine kullanmış ve daha da vahimi bunları yaparken de oluşan masrafları Galatasaray kulübüne yaklaşık 1 milyon liralık fatura çıkartıp onları da ekletmiş. Kendi otelinde konaklayan futbolcuların paralarını maçlardan önce kamp dönemlerindeki Galatasaray'ın orada konaklamak gibi bir derdi yok. Başka otelde de konaklayabilirdi ve pazarlık da edebilirdi. Hiç pazarlık edilmeden kendi otelinde konaklatmış ve daha sonra da iki buçuk yıllık konaklamaların bedelini bir şekilde Galatasaray'a fatura etmiş. Çok ciddi rakamlar yani... Binlerce gece sanki orada kalınmış gibi rakamlar fatura etmiş. Bunlar yakışıksız şeyler.

Bu anlattıklarınıza bakılınca Dursun Özbek neye güveniyordu?

Dursun Özbek kimsenin aday olmayacağına ve daha uzun bir süre Galatasaray'ı yöneteceğine güveniyordu. Yani üstünü kapatabilirim diyordu. Özbek, 'Nasıl olsa ben buradayım bunlar ortaya çıkmaz' diyordu.

Peki Mustafa Cengiz yönetimini yönlendiren isim olduğunuz söyleniyor buna ne dersiniz?

Hiç böyle bir şey yok yani, benim Mustafa Cengiz değil herhangi bir yönetimi yönlendirme ne etkim var ne yetkim var ne de gücüm var. Galatasaray başkanlarından hangisi bana telefon açıp da bir şey sorsa, davet etse koşa koşa giderim. Ali Uras ile de çalıştım, Ali Tanrıyar ile de çalıştım. Alp Yalman, Faruk Süren, Özhan Canaydın ile da çalıştım diyaloğum oldu. Hepsine de istedikleri anda emirlerine girip her türlü desteği, nerede ihtiyaçları varsa verdim. Mustafa Cengiz ile de zaman zaman telefonla konuştuğum doğrudur. Başka Galatasaray başkanı da bir şey emrederse her Galatasaraylı gibi bunu yapmakla mükellefiz. Bir konuda fikrimizi sorarsa elbette ki fikrimizi beyan ederiz. Doğru bildiğim illa en doğru  olmayabilir ama sorulduğu zaman da söylerim. Başkan bunu yapar veya yapmaz. Çeşitli fikirlerden kendine ait fikir oluşturur onun  bileceği şey ama her zaman doğru mu söylerim ben. Çok büyük yanlış yapıyorsatelefon açar, “başkan burada yanlış yapıyorsun” der. Her başkana söylediğim gibi Mustafa Cengiz'e de söylerim. Ama bunun dışında benim Galatasaray'da yönetimleri yönlendirmek gibi bir durumum yok. Seçimden sonra Mustafa Cengiz'i iki kere gördüm birini geçen hafta maça gittiğimde kupa maçından önce... Biraz oturup sohbet ettik bir de seçimden sonra kendisini tebrik etmek için
görüştük.

O zaman şöyle sorayım; sizden çok fikir alıyor mu?

Hayır zaman zaman gelişmeler ile ilgili bilgi veriyor. Şunu söyleyeyim; mesela benle en çok görüşen Başkan Ali Tanrıyar'dı. Alp Yalman'ın zaten yönetimindeydim. Özhan Canaydın, haftanın 4 günü benim ofisimdeydi. Galatasaray'ı da konuşurduk, beni de dinlerdi ama kendi bildiğini yapardı. Galatasaray'da biz bir aile ortamıyız. Hepimiz, birbirimiz ile her zaman her şeyi konuşuyoruz. Biz Dursun Özbek ile de konuştuk zamanında bir sürü şey söyledik. Sonra baktık doğruyu söylemiyor; teması kestik. Önemli olan doğruyu söylemek, yaptığı şeyi yapmamış gibi, yapmadığı şeyi yapmış gibi gösteren birisiyle konuşulmaz. Bunun dışındaki herkes ile Galatasaray mevzularını konuşuruz doğrularımız aynı olmasa bile.

Son Dakika Galatasaray Haberleri FutbolArena'da.

Röportaj: Kevser İme Şahin - Alper Aydemir
Futbolarena.com

FutbolArena akşam haberleri (22 Mayıs 2018)


Tüm dünyadan anında canlı skorlar burada.